Adet Kanamalarının Öne Veya Ileri Alınması

Neden gerek duyulur?

Kadınların sosyal yaşam içinde giderek daha fazla yer aldığı günümüzde, çalışan kadınlar veya okuyan genç kızlar için bazen adet günlerinin denk geldiği tarihler sorun olabilmektedir. Özellikle içinde bulunduğumuz yaz aylarında, adet tarihini ileriye veya öne almak amacıyla bizlere başvuran hasta sayısı artmaktadır. Sınırlı tatil günlerini kanamasız geçirmeyi istemeleri çok doğal olup, böyle bir uygulama çok sık tekrarlanmadıkça, yani yılda 1-2 defayı geçmedikçe pek önemli bir sakıncası da yoktur.

Tatil günleri dışında, özellikle öğrenciler açısından diğer bir geciktirme talebi de sınav dönemlerinde gelmektedir. Özellikle sancılı adet gören genç kızlarda bu çok önemli bir sosyal sorundur. Kramp tarzındaki bu adet sancıları bazen o kadar şiddetli olur ki, işine veya okuluna devam etmesi de, herhangi bir sınava hazırlanması da, sınavda başarılı bir performans göstermesi de imkansız hale gelebilir. Bu durumda biz hem adet sancılarını önlemeye veya azaltmaya yönelik önlemler alırken, hem de kritik sınav günlerinde adet görmesini engellemeye çalışırız.

Yine yeni evlenen kadınlar, evlenme ve balayı günlerine raslayan adet kanmalarının tarihini değiştirmek isteyebilirler.

Bir diğer başvuru nedeni de hacca veya umreye giden hanımların bu dönemi kanamasız geçirmeyi istemeleridir.

Birçok kadın istenmeyen adet gününü değiştirmek için ne yapar?

Toplumumuzda çok alışılmış, fakat çok hatalı bir uygulama vardır: Önce eşe dosta, komşulara sorulur; sonra bir eczaneye gidilip eczacıya danışılıp, verilen herhangi bir iğne veya hap alınır ve kullanılır. Adet tarihini değiştirme söz konusu olduğunda, böyle bir yola başvurmanın birkaç olumsuz sonucu olabilir:

Yanlış olarak adet söktürücü diye bilinen bazı ilaçlar kullanılabilir. Bu durumda belki bir ara kanama olur, ama beklenen adet tarihi gecikmez; ayrıca bir süre devam edecek veya tedavi gerektirecek kanama düzensizlikleri başlayabilir.

Doğru ilaç verilmiş olsa bile, yanlış kullanımlar olabilir; o zaman da adet tarihi istenilen şekilde değişmediği gibi geçici kanama düzensizlikleri ortaya çıkabilir.

Jinekolojik muayene yapılmaksızın, yani olası bazı problemlerden (yumurtalık kisti, gebelik, dış gebelik …) habersiz olarak hormon ilaçları kullanmak, istenen etkiyi sağlamayacağı gibi, sakıncalı sonuçlar da doğurabilir. Ayrıca muayenenin bir diğer yararı da şudur: Bazı durumlarda (sancılı adet, çikolata kisti, şiddetli adet kanamaları,  tüylenme gibi) doktor hem adet geciktirici, hem de diğer sorunları tedavi edici bir uygulama başlatabilir.

Adet kanaması geciktirilmeli mi, öne mi alınmalı?

Adet kanamasının tarihini ileri almak daha uygun ve daha başarılı bir yöntemdir. Ancak bunun için ilaca beklenen kanamadan en az 3, hatta 5 gün önce başlamak gerekir. İdeali en fazla 10 gün olmakla birlikte, geciktirilmiş adetin başlamasının planlandığı günden bir gün öncesine kadar biraz daha uzun bir süre de kullanılabiliır.

Bazen uzunca bir süre kanamanın geciktirilmesi istendiğinde, beklenen adet de yakın olup, sadece birkaç gün daha erken başlatmak yeterli olacaksa, kanamanın öne alınması planlanabilir. Böylece bir sonraki adete kadar, yani bir aya yakın bir süre kanamasız geçecektir. Ancak bunun için doktora erken başvurmalı, ilacın adet öncesi 7-10 gün kullanılacağı da hatırlanmalıdır. İlaca 2-3 siklus önceden başlanırsa, adet dönemini öne almanın başarısı artacaktır.

Bu amaçla kullanılan ilaçlar hangileridir?

Daha çok gestagen grubu ilaçlar kullanılmaktadır. Yukarda sözünü ettiğim uygulama şekli de bu ilaçlarla ilgilidir. Gestagenler kadında adet döneminin ikinci yarısında yumurtalıklar tarafından salgılanan progesteron hormonunun sentetik formlarıdır. Normalde adet siklusu sonunda progesteron düzeyleri düşünce kadın adet görür. Bu sırada gestagen kullanılırsa hormon düzeyi daha uzun süre yüksek kalır ve ancak ilaç kesilince hormon düzeyi düşer ve 1-4 gün içinde kanama başlar. Adet geciktirmedeki temel prensip budur, yani normal fizyolojiye çok da aykırı bir uygulama değildir.

Bunun dışında devamlı doğum kontrol hapı kullanan bir kişi, hapı bitince bir hafta ara vermeyip, ikinci kutuya devam ederse, o ay adet dönemini atlatabilir. Daha iyisi istenmeyen dönem biter bitmez ikinci kutuyu yarıda kesmektir. Birkaç gün içinde adet kanaması başlayacaktır. Bir hafta ara verdikten sonra yeni bir kutu açılarak doğum kontrol haplarına devam edilir.

Eğer doğum kontrol hapına daha önce doktor önerisiyle başlanmışsa, yine aynı doktora danışılarak bu uygulamaya başvurulabilir. Muayene olmaksızın adet geciktirmenin belki de tek istisnası bu olabilir.

Ama tekrar belirtmeliyim ki, bu uygulamaları yılda 1-2 defadan daha sık tekrarlamak doğru değildir.

Adet gününü değiştirmenin sakıncaları ve ilaçların yan etkileri var mıdır?

Çok sık tekrarlamadıkça ve doktor onayı alındıkça kadının sağlığına herhangi bir zararı gösterilmemiştir.

Doğum kontrol haplarının bulantı, baş ağrısı, migren, memelerde dolgunluk ve ağrı gibi bilinen ve sık görülen yan etkileri ortaya çıkabilir. Daha nadir ve ciddi yan etkileri bazı sağlık sorunları olanlarda, sigara içenlerde ve ileri yaştakilerde görülebilir, ama zaten bu kişileri değerlendiren doktor doğum kontrol hapını önermeyecektir.

Gestagenlerin de bazı yan etkileri bilinmektedir. Daha çok uzun süreli kullanımlarda ortaya çıkan bu yan etkiler bir defalık kullanımda pek görülmeyebilir. Yine de bazı hanımlar memede hassasiyet, ödem, şişkinlik, kilo değişmeleri, kaşıntılı veya kaşıntısız deri döküntüsü, depresyon, uykusuzluk, yorgunluk, sinirlilik, akne gibi sorunlar yaşayabilirler. Depresyon ve keyifsizlik sonucu tatili ortasında ilacı kesip, kanamaya razı olan hastalar biliyorum. Ama elbette ki, bütün bu yan etkiler herkeste görülmeyebileceği gibi, çok hafif düzeyde de geçiştirilebilir.

Şimdi piyasada doğal progesteron preparatları da bulunmaktadır. Gestagenler yerine bunlar da kullanılabilir. Kullanım şekli aynı gestagenler gibidir, yan etkileri ise çok daha azdır.

Kadınların sosyal yaşam içinde giderek daha fazla yer aldığı günümüzde, çalışan kadınlar veya okuyan genç kızlar için bazen adet günlerinin denk geldiği tarihler sorun olabilmektedir. Özellikle içinde bulunduğumuz yaz aylarında, adet tarihini ileriye veya öne almak amacıyla bizlere başvuran hasta sayısı artmaktadır. Sınırlı tatil günlerini kanamasız geçirmeyi istemeleri çok doğal olup, böyle bir uygulama çok sık tekrarlanmadıkça, yani yılda 1-2 defayı geçmedikçe pek önemli bir sakıncası da yoktur.

Tatil günleri dışında, özellikle öğrenciler açısından diğer bir geciktirme talebi de sınav dönemlerinde gelmektedir. Özellikle sancılı adet gören genç kızlarda bu çok önemli bir sosyal sorundur. Kramp tarzındaki bu adet sancıları bazen o kadar şiddetli olur ki, işine veya okuluna devam etmesi de, herhangi bir sınava hazırlanması da, sınavda başarılı bir performans göstermesi de imkansız hale gelebilir. Bu durumda biz hem adet sancılarını önlemeye veya azaltmaya yönelik önlemler alırken, hem de kritik sınav günlerinde adet görmesini engellemeye çalışırız.

Yine yeni evlenen kadınlar, evlenme ve balayı günlerine raslayan adet kanmalarının tarihini değiştirmek isteyebilirler.

Bir diğer başvuru nedeni de hacca veya umreye giden hanımların bu dönemi kanamasız geçirmeyi istemeleridir.

Birçok kadın istenmeyen adet gününü değiştirmek için ne yapar?

Toplumumuzda çok alışılmış, fakat çok hatalı bir uygulama vardır: Önce eşe dosta, komşulara sorulur; sonra bir eczaneye gidilip eczacıya danışılıp, verilen herhangi bir iğne veya hap alınır ve kullanılır. Adet tarihini değiştirme söz konusu olduğunda, böyle bir yola başvurmanın birkaç olumsuz sonucu olabilir:

  1. Yanlış olarak adet söktürücü diye bilinen bazı ilaçlar kullanılabilir. Bu durumda belki bir ara kanama olur, ama beklenen adet tarihi gecikmez; ayrıca bir süre devam edecek veya tedavi gerektirecek kanama düzensizlikleri başlayabilir.
  2. Doğru ilaç verilmiş olsa bile, yanlış kullanımlar olabilir; o zaman da adet tarihi istenilen şekilde değişmediği gibi geçici kanama düzensizlikleri ortaya çıkabilir.
  3. Jinekolojik muayene yapılmaksızın, yani olası bazı problemlerden (yumurtalık kisti, gebelik, dış gebelik …) habersiz olarak hormon ilaçları kullanmak, istenen etkiyi sağlamayacağı gibi, sakıncalı sonuçlar da doğurabilir. Ayrıca muayenenin bir diğer yararı da şudur: Bazı durumlarda (sancılı adet, çikolata kisti, şiddetli adet kanamaları,  tüylenme gibi) doktor hem adet geciktirici, hem de diğer sorunları tedavi edici bir uygulama başlatabilir.

Adet kanaması geciktirilmeli mi, öne mi alınmalı?

Adet kanamasının tarihini ileri almak daha uygun ve daha başarılı bir yöntemdir. Ancak bunun için ilaca beklenen kanamadan en az 3, hatta 5 gün önce başlamak gerekir. İdeali en fazla 10 gün olmakla birlikte, geciktirilmiş adetin başlamasının planlandığı günden bir gün öncesine kadar biraz daha uzun bir süre de kullanılabiliır.

Bazen uzunca bir süre kanamanın geciktirilmesi istendiğinde, beklenen adet de yakın olup, sadece birkaç gün daha erken başlatmak yeterli olacaksa, kanamanın öne alınması planlanabilir. Böylece bir sonraki adete kadar, yani bir aya yakın bir süre kanamasız geçecektir. Ancak bunun için doktora erken başvurmalı, ilacın adet öncesi 7-10 gün kullanılacağı da hatırlanmalıdır. İlaca 2-3 siklus önceden başlanırsa, adet dönemini öne almanın başarısı artacaktır.

Bu amaçla kullanılan ilaçlar hangileridir?

Daha çok gestagen grubu ilaçlar kullanılmaktadır. Yukarda sözünü ettiğim uygulama şekli de bu ilaçlarla ilgilidir. Gestagenler kadında adet döneminin ikinci yarısında yumurtalıklar tarafından salgılanan progesteron hormonunun sentetik formlarıdır. Normalde adet siklusu sonunda progesteron düzeyleri düşünce kadın adet görür. Bu sırada gestagen kullanılırsa hormon düzeyi daha uzun süre yüksek kalır ve ancak ilaç kesilince hormon düzeyi düşer ve 1-4 gün içinde kanama başlar. Adet geciktirmedeki temel prensip budur, yani normal fizyolojiye çok da aykırı bir uygulama değildir.

Bunun dışında devamlı doğum kontrol hapı kullanan bir kişi, hapı bitince bir hafta ara vermeyip, ikinci kutuya devam ederse, o ay adet dönemini atlatabilir. Daha iyisi istenmeyen dönem biter bitmez ikinci kutuyu yarıda kesmektir. Birkaç gün içinde adet kanaması başlayacaktır. Bir hafta ara verdikten sonra yeni bir kutu açılarak doğum kontrol haplarına devam edilir.

Eğer doğum kontrol hapına daha önce doktor önerisiyle başlanmışsa, yine aynı doktora danışılarak bu uygulamaya başvurulabilir. Muayene olmaksızın adet geciktirmenin belki de tek istisnası bu olabilir.

Ama tekrar belirtmeliyim ki, bu uygulamaları yılda 1-2 defadan daha sık tekrarlamak doğru değildir.

Adet gününü değiştirmenin sakıncaları ve ilaçların yan etkileri var mıdır?

Çok sık tekrarlamadıkça ve doktor onayı alındıkça kadının sağlığına herhangi bir zararı gösterilmemiştir.

Doğum kontrol haplarının bulantı, baş ağrısı, migren, memelerde dolgunluk ve ağrı gibi bilinen ve sık görülen yan etkileri ortaya çıkabilir. Daha nadir ve ciddi yan etkileri bazı sağlık sorunları olanlarda, sigara içenlerde ve ileri yaştakilerde görülebilir, ama zaten bu kişileri değerlendiren doktor doğum kontrol hapını önermeyecektir.

Gestagenlerin de bazı yan etkileri bilinmektedir. Daha çok uzun süreli kullanımlarda ortaya çıkan bu yan etkiler bir defalık kullanımda pek görülmeyebilir. Yine de bazı hanımlar memede hassasiyet, ödem, şişkinlik, kilo değişmeleri, kaşıntılı veya kaşıntısız deri döküntüsü, depresyon, uykusuzluk, yorgunluk, sinirlilik, akne gibi sorunlar yaşayabilirler. Depresyon ve keyifsizlik sonucu tatili ortasında ilacı kesip, kanamaya razı olan hastalar biliyorum. Ama elbette ki, bütün bu yan etkiler herkeste görülmeyebileceği gibi, çok hafif düzeyde de geçiştirilebilir.

Şimdi piyasada doğal progesteron preparatları da bulunmaktadır. Gestagenler yerine bunlar da kullanılabilir. Kullanım şekli aynı gestagenler gibidir, yan etkileri ise çok daha azdır.